Ortalığa saçtıklarımız bunlar olmasın Kim ve ne için dağlara gidiyoruz? Ne var dağlarda? Oralarda bizi çeken ne var? Dağın zirvesine çıkınca elimize ne geçiyor?Bu soruların cevaplarını vermeye çalışmayın. Bu soruların cevapları oldukça edebi çıkıyor ağızlardan ve bazı insanların kendilerini ikna için kullandıkları bu soruların yanıtlarının en ufak bir çılgınlık rengi bile yok. Kendi yaptıklarına övgü arayan sorular bunlar ve kendi ışıklarını taşımıyorlar. Etraftaki ışıkların yansımasından başka bir şey ihtiva etmeyen cevapları taşıyan bu sorulardan ziyade; aranacak başka cevaplara sahip başka sorular var. Nehrin dibindeki taşlara basıp, ayağımızı kesmemek için dibi görmemiz gerekir. Bunun içinde nehri berraklaştırmak lazım. Ama bu soruların yanıtları taşarı algılamamızdan ziyade yanlış taş yansımalarına neden oluyor. Yanlış yansımalar nehre
kişiliğimin etkileri yüzünden neler yitiriyorum ve neler yitirtiyorum? Yaşam amacımız ne? Kendini aşmak nedir? İşte duygusal ve fiziksel taş kesiklerini önleyecek nehir aşım soruları bunlar olmalı. Bu sorular baştaki sorularla zıttır, parlayanlar ve berraklaştırıcılar bunlardır, tüm değerlerden noksan sorular bunlardır. En yakınları yakınındayken bile zihnen ve ruhen uzaklarda olan birisini dağlara götüren soruları yanıtlamaya çalışması; en baştaki edebi cevaplarla kol kola olan soruların tümünü yanıtlamaya yeter de artar bile. Yaşadıklarınızı ve yaşanılanları yorumlayarak başkalarına aktarın ki herkes nasiplensin. Ama edebiyat yapmayın. Yorumlarınız üzerine yaptığınız edebiyat kendinize kalsın ki bir erdem ışığı olsun sizlere... Erdemler ve yol gösterici ışıkları tarif edilemezdir, onun için kasmayın; onun için, boş anlatımlarla ortada dolanan ıvır zıvır olarak nitelenmelerini engelleyin. Yaşadıklarınızla ilgili aktarımlarınız, edebiyatınız değil üzerinizde taşıdığınız etkiler olsun. Serhat ÖZEL (Takoz Dergisi Sayı:19)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder